Bu soruyu satış görüşmesinde erken sorarım, çünkü cevabı ilişkinin nasıl gideceğini belirliyor.
Kısa cevap: ilk etkiyi genelde üçüncü ayda görürsünüz, kalıcı sıralama altı ile on iki ay sürer.
Uzun cevap aşağıda — neden böyle olduğu ve bu arada neye bakacağınız.
Neden hemen olmuyor?
Üç ayrı gecikme üst üste ekleniyor.
Tarama gecikmesi. Yaptığınız değişikliği Google'ın görmesi gerekiyor. Yeni ve küçük bir site günlerce, bazen haftalarca taranmayabilir. Site haritası göndermek hızlandırır ama garanti etmez.
Değerlendirme gecikmesi. Google sayfayı gördükten sonra hemen üst sıraya koymaz. Kullanıcıların o sayfayla nasıl etkileşime girdiğini gözlemler. Bu gözlem için yeterli veri birikmesi zaman ister — ve az trafikli sayfalarda daha uzun sürer.
Güven gecikmesi. Alan adının geçmişi, aldığı bağlantılar ve yayın düzenliliği burada belirleyici. Bunlar birikimli sinyaller ve kısa yoldan alınmıyor. Yeni bir sitenin en büyük dezavantajı burasıdır.
Bir de dördüncüsü var, teknik olmayan: işin kendisi zaman alıyor. Otuz sayfalık bir sitenin teknik denetimi, düzeltmeleri, içerik planı ve yeniden yazımı bir haftada bitmiyor.
Ay ay ne bekleyebilirsiniz?
Genel bir çerçeve — sitenizin durumuna göre kayar:
| Dönem | Yapılan iş | Görünen sonuç |
|---|---|---|
| 1. ay | Teknik denetim, kritik hataların düzeltilmesi, ölçüm kurulumu, arama haritası | Sıralamada belirgin değişiklik yok. Taranan sayfa sayısı ve teknik hata sayısında iyileşme var |
| 2-3. ay | İçerik üretimi, mevcut sayfaların yeniden yazımı, iç bağlantı düzeni | Uzun kuyruk sorgularda ilk hareketler. Gösterim sayısı artmaya başlar |
| 3-6. ay | İçerik devam, teknik bakım, rakip takibi | Hedef sorgularda sıralama hareketi. Tıklama artışı gösterimi takip eder |
| 6-12. ay | Birikme dönemi | Kalıcı sıralamalar. Trafik eğrisi düzleşmek yerine tırmanmaya devam eder |
İlk ay, hiçbir şey olmuyormuş gibi hissettiren dönemdir ve müşteri ilişkisinin en kırılgan anıdır. O ay yapılan iş, temelde görünmeyen bir iştir: ölçüm kurulmadan, hatalar temizlenmeden yapılan içerik yatırımı boşa gidiyor.
Neyi izlemelisiniz?
Sıralamaya bakmayın — en azından ilk aylarda.
Sıralama günlük dalgalanıyor, kişiye ve konuma göre değişiyor ve tek bir kelimenin sıralaması işinizle ilgili çok az şey söylüyor. İlk aylarda sıralama takip etmek gereksiz endişe üretiyor.
Bunun yerine sırayla şunlara bakın:
1. ay — teknik sağlık. Search Console'da taranan sayfa sayısı, indeksleme hataları, mobil kullanılabilirlik uyarıları. Bunlar düzelmiyorsa iş ilerlemiyor demektir.
2-3. ay — gösterim sayısı. Tıklama değil, gösterim. Gösterim, "Google sizi bir sorguda gösterilmeye değer buldu" demek ve sıralamadan önce hareket eder. Gösterim artıyor ama tıklama artmıyorsa başlık ve açıklama metinleriniz zayıf — bu, çözülmesi kolay bir sorundur.
3. aydan sonra — kaç farklı sorguda çıktığınız. Tek kelimede birinci olmak yerine yüz kelimede ilk sayfada olmak daha sağlam bir konum. Search Console bu listeyi veriyor.
Her zaman — dönüşüm. Trafik artıp müşteri artmıyorsa yanlış aramaları hedefliyorsunuz demektir. Bu, altıncı ayda fark edilirse pahalı olur; ölçüm ilk aydan kuruluysa üçüncü ayda fark edilir.
Süreyi ne kısaltır, ne uzatır?
Takvim sabit değil. Sitenizin durumuna göre belirgin kayıyor.
Kısaltan şeyler:
Alan adınızın eski ve temiz bir geçmişi varsa güven sinyali zaten birikmiş; sıfırdan başlamıyorsunuz. Sitede hâlihazırda çok sayıda sayfa varsa ve teknik sorun azsa, ilk ay onarımla geçmiyor ve doğrudan üretime geçiliyor. Sektörünüzde rekabet düşükse — özellikle niş bir alandaysanız — ilk sayfaya çıkmak aylar değil haftalar sürebiliyor. Düzenli içerik üretebiliyorsanız birikim hızlanıyor.
Uzatan şeyler:
Alan adı yeniyse güven birikmesi zaman istiyor. Geçmişte ceza almış veya şüpheli bağlantı satın almış bir siteyse önce temizlik gerekiyor ve bu tek başına aylar sürebiliyor. Sektör rekabeti yüksekse — sigorta, kredi, hukuk gibi — ilk sayfa çok pahalı bir yer. Site sık sık büyük değişiklikler geçiriyorsa arama motoru her seferinde yeniden değerlendiriyor.
Bunlardan hangilerinin sizde olduğunu ilk denetimde çıkarmak mümkün; takvim de buna göre kuruluyor. Denetim yapmadan takvim veren bir teklif tahmin yürütüyor demektir.
Ajans değiştirmek süreyi sıfırlar mı?
Hayır, ama bir kısmını geri alır.
Sıfırlanmayan şey: yapılmış teknik düzeltmeler sitede kalır, yazılmış içerik sitede kalır, alan adının birikmiş güveni yerinde kalır.
Sıfırlanan şey: devam eden içerik üretimi durur, yeni ajans siteyi anlamak için bir ay harcar ve önceki ajansın stratejisi değişirse bazı işler yeniden yapılır.
Pratikte iki ile üç ay kaybediyorsunuz. Bu, kötü bir ajansla devam etmenin maliyetinden düşükse değişin — ama "sonuç gelmiyor" diye üçüncü ayda değiştirmek, tam sonucun gelmeye başlayacağı anda değiştirmek oluyor.
Değiştirmeden önce sorun: yapılan işin listesi var mı, ölçüm kurulu mu, hangi aramaların hedeflendiği yazılı mı? Üçü de yoksa sorun ajansta. Üçü de varsa ve sonuç yoksa, sorun beklentide veya sektörün rekabetinde olabilir.
Ne zaman gerçekten yanlış gidiyor?
Şu işaretler süreyle değil, işin kendisiyle ilgilidir:
- Üçüncü ayda gösterim sayısı hiç hareket etmediyse. Sıralama olmayabilir ama gösterim hareket etmeli.
- Ne yapıldığının listesi verilmiyorsa. Aylık raporda "SEO çalışmaları yapıldı" yazıyorsa hiçbir şey yazmıyor demektir.
- Hangi aramaların hedeflendiği belli değilse. Hedef listesi olmayan bir SEO çalışması yön duygusu olmayan bir çalışmadır.
- Teknik hatalar altıncı ayda hâlâ duruyorsa. İçerik üretilirken temel onarılmamışsa öncelik sırası yanlıştır.
İlk üç ayda ne yapılıyor?
"Hiçbir şey olmuyor" hissini azaltmanın yolu, o dönemde ne yapıldığını bilmek. Kendi çalışma sıram şöyle:
İlk iki hafta: denetim. Site baştan sona taranır. Çıkan liste genelde uzun oluyor: kırık bağlantılar, kopya başlıklar, indekslenmemesi gereken sayfalar, ölçüm eksikleri, yavaş yüklenen kaynaklar. Bu liste müşteriyle paylaşılır ve önceliklendirilir.
Üçüncü ve dördüncü hafta: kritik onarımlar. Listedeki her şey değil, arama motorunun siteyi doğru okumasını engelleyen maddeler. Bu onarımlar bittiğinde taranan sayfa sayısı ve indeksleme hataları Search Console'da görünür biçimde değişiyor — ilk ölçülebilir sonuç bu.
İkinci ay: arama haritası ve içerik planı. Hangi sayfanın hangi soruya cevap vereceği tek tek belirlenir. Mevcut sayfaların çoğu bu aşamada yeniden yazılıyor; yeni sayfa açmadan önce var olanı düzeltmek daha hızlı sonuç veriyor.
Üçüncü ay: üretim ve iç bağlantı. Eksik içerik yazılır, sitenin kendi içindeki yönlendirmeler önemli sayfaları öne çıkaracak biçimde kurulur.
Bu dört adım atlanabilir mi? Teknik denetim atlanırsa içerik yatırımı zayıf zemine yapılıyor. Arama haritası atlanırsa içerik ne için yazıldığı belli olmayan bir yığına dönüşüyor. İkisi de sonradan telafi edilebiliyor ama zaman kaybıyla.
Kısa yollar neden yok?
Var, ama hepsi geçici.
Satın alınmış bağlantılar bir süre işe yarayıp sonra cezaya dönüşebiliyor. Otomatik üretilmiş yüzlerce sayfa kısa süre görünüp sonra topluca değer kaybediyor. Bu yöntemlerin ortak özelliği: kısa vadede rakam gösteriyor, orta vadede sitenin birikimini tüketiyor.
İlk ayda sıralama vadeden bir teklif alırsanız, arkasında ya reklam vardır ya bu yöntemlerden biri. İkisini de baştan sormak hakkınızdır.
Bütçe kesilirse ne olur?
Bu soruyu soran işletme sahibi haklı bir endişe taşıyor: aylarca ödeme yapıp sonuç birikmeye başladığında durdurursa ne oluyor?
Cevap iki katmanlı.
Yapılmış iş kalıcıdır. Teknik düzeltmeler sitede duruyor. Yazılmış içerik sitede duruyor ve sıralanmaya devam ediyor. Alan adının kazandığı güven kaybolmuyor.
Momentum duruyor. Yeni içerik gelmediği için yeni sorgularda görünmüyorsunuz. Rakipler yazmaya devam ediyorsa zamanla geçiyorlar. Teknik bakım yapılmadığı için küçük hatalar birikiyor.
Pratikte: durdurduktan sonra üç dört ay pek bir şey değişmiyor, sonra yavaş bir erime başlıyor. Bu erime hızı rekabete bağlı — hareketli bir sektörde altı ayda hissediliyor, durgun bir sektörde iki yıl bir şey olmuyor.
Bu yüzden SEO'yu "bitmeyen abonelik" olarak değil, kademeli düşünmek daha doğru: yoğun kurulum dönemi, sonra daha hafif bir bakım dönemi. Bakım dönemi kurulum döneminin bütçesini gerektirmiyor.
Bunu neden baştan söylüyorum?
Çünkü bu, satışı zorlaştıran ama ilişkiyi kurtaran bir cümledir.
"Üç ayda sonuç" diyerek imzalatılan sözleşmelerin çoğu dördüncü ayda gerginleşiyor. Beklenti doğru kurulduğunda üçüncü ay bir kriz değil, planın parçası oluyor.
Bir de pratik faydası var: gerçekçi beklenti, doğru kanalı seçmenizi sağlıyor. Üç ay bekleyecek durumda değilseniz reklam daha mantıklı ve bunu size söylemek benim işim.
Rakamlar ne zaman yanıltır?
Rapordaki artışın gerçek olup olmadığını anlamak için üç tuzağı bilmek yeterli.
Marka aramaları organik trafiğe karışıyor. Reklam verdiğiniz bir dönemde marka adınızı arayan kişiler artıyor ve bu organik trafik olarak görünüyor. SEO çalışması değil reklam çalışıyor olabilir. Search Console'da marka içeren sorguları ayırıp bakın.
Mevsimsellik gerçek artışı taklit ediyor. Yaz aylarında artan bir sektördeyseniz, haziran-mayıs karşılaştırması size iyi bir şey söylemez. Doğru karşılaştırma, geçen yılın aynı ayıyla yapılanıdır.
Toplam trafik yanıltıcı bir ölçüdür. Tek bir alakasız yazının viral olması toplam trafiği şişirebiliyor. Bakılacak sayı, hedef aramalardan gelen trafik ve o trafikten gelen dönüşümdür.
Bu üçünü ayıkladığınızda geriye kalan sayı gerçektir. Rapor bu ayrımı yapmıyorsa siz sorun.
İlerlemeyi nasıl görürsünüz?
Ay sonu raporu beklemek zorunda kalmamalısınız. Çalıştığım müşteriler ilerlemeyi kendi panellerinden görüyor: hangi iş yapıldı, hangi sorgularda ne değişti, teknik hata sayısı nereye indi.
Kapsam ve fiyat SEO sayfasında yazıyor. Başlamadan önce sitenizin şu anki durumunu görmek isterseniz webburrow ile ücretsiz tarayabilirim — teklif vermeden önce zaten onu çalıştırıyorum.